9 Şubat 2018 Cuma

İyilik Güzellik – Ece Temelkuran


İnsan hissettiklerini dışa vururken çoğu zaman eksik kalır. İç dünyadan dışa kurulan köprü sözcüklere döküldüğünde yeterli gelmez ya da anlamsızlaşabilir kimi zaman. Bu yüzdendir mesela bir sinema sonrası kelimelere boğulmak yerine, kendini duyguların yoğunluğuna, akışına bırakmayı seçmek… İfade edebilmek bir güç, bir sanat… Sözle başlar… Sözü en iyi kullananlardan biri de Ece Temelkuran… Hele de sözün ortalığa kum gibi saçılıp, anlamsızlaşmaya başladığı şu zamanda bir hazine gibi gelir bana onu okumak…

Giden...


Gidene dair alınan her haberde eksilmek ...Eksilecek kalp kalmadığında mı gider insan? Yüreği artık dayanamadığında? Yanan yüreğin ateşini bastırır mı gözyaşları? Ah Koca Sinan bıraktıkların teselli oldu mu sana? Gidenler için dualar ettiğimiz bir cuma olsun bugün, huzur içinde uyumalarını dilediğimiz...

4 Şubat 2018 Pazar

Bakmadığınız Bir Yer Kalmıştı – Ahmet Tulgar


Elinizde bir bardak çay ya da bir fincan salep yağmur altında, deniz kenarında, algıların açıldığı o anlar… Satırların arasında dolaşırken kalbinize atılan çizikler… Yalnızca siz, satırlar ve doğa… Çevredeki her şey film şeridinden akar gibi sizden uzakta, bir o kadar içinizde, satırlara eşlik ediyor…

24 Ocak 2018 Çarşamba

Anadolu'mdan



Anadolu'mdan, doğduğum topraklardan bir parça, trenden... Kimbilir hangi güzergahtan çektiğim... Söylenecek ne çok şey var dilimin ucuna gelen, boğazımda düğümlenen, gözlerimi yakan ne çok şey...

23 Ocak 2018 Salı

Yaratma Cesareti - Rollo May ( kitaplardan alıntılar)


“Toplumsal eleştirinin (moral cesaretin) bu kadar yaygın, yaratıcılığın (yaratıcı cesaretin) bu kadar düşük olduğu bir toplumda yaşamamızın nedeni, sanatçılıkla entelektüelliğin (bu kadar ucuza) satın alınması değil mi? Batıdan ödünç alınmış, doğum yeri bu toplum olmayan, olgunlaştıklarında isim kazanarak kültürü zenginleştirmiş bir yığın nitelik, suda yüzer gibi yüzüyor toplum içinde, yapıştırılacak yüklenecek kişi arayarak. (Bilinmişi) bildiğini göstermek, (görülmüşü) gördüğünü göstermek yeterli (mi?) Ondan sonrası aşağıya oyun, yukarıya oyun.

22 Ocak 2018 Pazartesi

Filozofun Mutluluk Seyahatnamesi -Daniel Klein



Elli yaşım, çok yakınımda gelmemi sabırsızlıkla beklerken hiç acele etmiyorum doğrusu. Ama zaman bu, hızla geçip gidiyor. Ve zamanın koşturma halinin fena halde fark edildiği yaşlardayım. Gençliğimin sonsuzluğu çoktan geçip gitmiş, adım adım başka bir yöne doğru gidiyorum. Öyle ki kimine göre çok yaşlıyım! Aklımın bambaşka yerlerde olduğu şimdilerde elime geçen kitabın konusu önce gülümsetti, devam ettikçe ihtiyarlık denen sürenin geçirilmesi, “ebedi gençlik” mottosu, bu konuda özellikle Epikuros’un söylediklerini okumak iyi geldi diyebilirim. Gerçekten insan ömrünün son kısmı denilecek yaşlarını nasıl geçirmeli. “Genç”miş gibi davranmaya devam edebilmek için takviyelere, operasyonlara mı boğulmalı yoksa her yaşın keyfini sürmek için iç sesini dinleyip doyurucu bir yaşama mı yönelmeli. Epikuros’a bu noktada bayıldım diyebilirim. Ama bunun bir dengesi olmalı diye düşünmeden de edemiyorum… Sahi siz ne düşünüyorsunuz?

19 Ocak 2018 Cuma

Trenle Anadolu...


Canım Anadolum trenle seyahat etmek için öyle güzel rotalara sahip ki... Trenle Anadolu güzergahlarım için tık tık 

18 Ocak 2018 Perşembe


Sanki o sokaklar hiç bombalanmamış, sanki açlık, yoksulluk kol gezmiyor ortalıkta, sanki duvarlardaki şehit afişleri masal kahramanlarına ait... Hayat, çocuk gülüşleriyle sürüyor, içimizde çiçekler açtıran... Taptaze umutlarla geleceğe bakmamızı sağlayan... Nefis haberlerle gelen bir cuma ve haftasonu olsun... 

16 Ocak 2018 Salı


bir cami – türbede bağdaş kurmuş oturuyorsun.  gelen geçen…  kimi turist kimi ibadet için gelmiş kimi bir köşede oturmuş sohbet ediyor kimi uyuyor. duvarlarda nefis çiniler... zihninin karanlıklarından çinilere bakarak dolaşıyorsun usul usul... diyelim ki bugün aklın karmakarışık, seninle hiçbir ilgisi olmayanlardan yorulduğun bir gündesin diyelim… o ışığı içine çekmek, o ana gitmek iyi gelecek biliyorsun.. gözlerini kapatıp sözlerinle ışığı buluyorsun... 

15 Ocak 2018 Pazartesi




"Aslında Tasso yaşının her yılını gösteriyor, yüzü ve boynu derin çizgilerle dolu Yine de burada hala yakışıklı, ihtiyar bir yakışıklı kabul ediliyor. 'Yaşını yüzünde taşımayı' iltifat sayıyor. Albert Camus Düşüş adlı romanında, 'Heyhat, belli bir yaştan sonra her insan kendi yüzünden sorumludur,' derken de aynı noktayı vurguluyordu. Yüzün kişiye dair gerçekleri anlattığını söylüyordu: Yüzü, kişinin yaptığı seçimlerle bu seçimleri izleyen yaşanmışlıkları yaratıyordu. Adalılara bakılırsa, zorlu mücadelelerden geçmiş kişilerin, yaşlandıklarında zarafetle biçimlenmiş yüzleri oluyordu. Tasso'nun her çizgisiyle hak ettiği yüzü ve bu yüzün kaba güzelliği yaşadığı hayatı bire bir ifade ediyor." Sh12

Kitap Adı : Filozofun Mutluluk Seyahatnamesi - Daniel Klein

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...